JARGON M.Nedim HAZAR n.hazar@zaman.com.tr10 Aralık 2011 Cumartesi 23:50
JargonŞu hayali diyalogları okuyalım önce:- Abi 100 ayarlayabildim inşaatlar için.- Tamam, Sami bana gelebilir, Ayşe de tatile çıksın...- İşçi ameliyat oldu mu? Ekinler yeşersin mi?- Son inşaat işçisi sorun çıkarıyor abi.- Mağdur gelince, şekerli olursa iyi olur.- Rüzgâr çok sert abi, müvekkil bu nedenle tarlaya çıkmak istemiyor.- Başka rüzgâra kapılma, gram olsun, gramaja dikkat et.- Tarladan biçilenleri aldık, kuşları yemleyeceğiz.- Kuşun birini aldık, ötekilerine bakacağız.- Güzel... Biz de üç tarlayı da sürdük...- Tarladaki işçiler şekerli olacak, dikkat et.- Olmuyor abi, ne zaman böyle dikim yapsak olmuyor...
Şüphesiz diyaloglar bu şekilde değil. Kurmaca yaptım... Ancak kavramlar aynen böyle. Şimdi bu tür diyalogların geçtiği sektör hangisidir sizce? Bir an için tüm önyargılardan sıyrılıp düşünelim; böylesi imalı, anıştırmalı, üstü örtük diyalogların yaşandığı çevrenin normal işler yaptığına kanaat getirebilir miyiz? Evet, tahmin ettiğiniz gibi, dün açıklanan Şike Davası iddianamesinden aldım bu kavramları. Diyaloglar hayalîdir, ben monte ettim içlerine. Orijinal haliyle kullanmak doğru olmazdı, zira henüz iddia düzeyince şeyler bunlar. 410 sayfalık iddianame futbol sektöründen ziyade Kurtlar Vadisi dizisine hikâye malzemesi gibi. Yok yok... Yağmalama, darp, gasp, hırsızlık, dövülme, yaralama, sabotaj, tekmili birden var iddianamede... Sakin bir kafayla okuma imkânımız olmadı elbette ama yarıya yakınını tamamen, kalan kısmı da göz gezdirerek okuyunca bile kafam karıştı açıkçası. Biz işin ekrandan ya da sahadan yansıyan kısmını görüyormuşuz meğer. Manzaranın, resmin, madalyonun bir de arkası varmış. İşin mutfak kısmı karışık, hatta ürkütücü. Elbette konuyla yakından ilgilenenler, önümüzdeki günlerde iddianameyi daha ayrıntılı olarak ele alıp tartışacaklardır. Ama şu kadarını söyleyeyim; sadece okuduğum kısmı bile, Türk futbolu adına duyduğum endişede haklılığımı gösterdi. Sakın ola ki bunun Aziz Yıldırım ya da ismi geçen diğer zanlılarla ilgili olduğunu zannetmesin. Şunu söyleyebilirim hatta; okuduğumuz bu iddianamenin buzdağının görünen kısmı bile değil, belki çok çok küçük bir kısmı olduğuna inanıyorum. Belki de bu davaya itiraz edenlerin bazılarının dediği gibi, esas olarak yapılan haksızlık insana dokunuyor. Neredeyse herkesin yaptığı lakin birilerinin kurban olarak seçildiği gibi bir izlenim edinildiği için itiraz var bu davaya. Lakin başka örneklerinde de görüldüğü gibi, bu davada da sadece meselenin kanıtlanabilir kısmı hakkında tartışma yapılacak, dava açılacak ve cezalandırma yapılacak. Anladığım kadarıyla olay şöyle gelişiyor: Almanya'da sürdürülen bir şike/teşvik/bahis soruşturmasının ucu ülkemize uzanıyor. Buradan Olgun Peker'e (Bu arada Peker soyismini sonradan aldığını, şahsen iddianameden öğrendim) yönelik bir soruşturma başlatılıyor. Ve bu soruşturma da sonradan Aziz Yıldırım'a uzanıyor. Elbette adı üstünde, bu bir iddianame. Yani hiçbir suç kanıtlanmış değil ve kimse hemen mahkûm edilemez, edilmemeli. Lakin gelin görün ki, yukarıda yazdığım şeyler, futbolla ne kadar ilgilidir onu hâlâ anlamlandırmakta güçlük çekmekteyim. Bekleyip görmekten başka yapacak şey de yok.